ROCK PARK - Blogcu




ROCK PARK

11/12/2007 - Limp Bizkit

limp ana( www.negatif.com )

Hard rock ve hip-hop müziğinin birleşimini en iyi şekilde yansıtan Limp Bizkit grubu, halk sınıfından gelme denizci bir aileden olan ve 14 yaşından beri rap yazan dövmeci Fred Durst'un önderliğinde 1994'te Florida'da oluştu. Daha sonra gitarist Wes Borland, bas gitarist Sam Rusers, baterist John Otto ve eski patronları iflas ettiğinde gruba yardım eden DJ Lethal'ın de katılımıyla grup 1996'da sayıca çoğalma gösterdi.

Limp Bizkit, "Chocolate Starfish" ve "Hot Dog Flavored Water" ile daha önce hiç ulaşamadıkları kadar büyük bir başarı yakaladılar. İki ayrı şekilde sunulması gereken bir şarkıyla birlikte toplam 13 şarkıdan fazla bir repertuarla son dört yılın rock dünyasını altüst eden 5 kişilik grup, şimdi daha derin, daha yoğun ve daha önce yapılan tüm albümlerden daha etkileyici olan üçüncü albümleriyle müthiş bir dönüş yaptılar.

Grubun gitaristi Wes Borland, bunu bir çeşit birleşim olarak yorumluyor. Bu albümün "Significant Other" ve "Three Dollar Bill Y'all"un birleşimi olması nedeniyle grup için üçüncü bir basamak olma özelliğini taşıyor. Three Dollar Bill'in etkilerinin daha çok görüldüğü fakat daha olgun ve daha iyi bir şekilde odaklanılmış bir eser olarak yorumlanıyor.

John Otto, "Bu biziz, fakat farklı yanlarımızla..." diyerek fikrini belirtiyor.

"Chocolate Starfish"; grubun gelişimini, olgunlaşmasını sağlamış, dünyanın en farklı, en popüler ve zaman zaman tartışılan gruplarından biri olmasının getirdiği güven duygusunu açığa çıkarmıştı.

Büyük bir iftiharla, Borland, "İnsanlar bu albümden korkuyor" diyor. Ne de olsa bir tehlikenin iması, her zaman rock'n roll'un lideri olmuştur.

Durst, Otto, Borland, basçı Sam Rivers ve DJ Lethal'ın sezgilerinin çarpışması sonucu tamamen döneme damgasını vuran ve aynı çatı altında daha önce hiç denenmemiş akorlar ve cambazlıklardan (!) oluşan bir sentez meydana geldi.

George Michael'in hit şarkısı "Faith" ve 1998 yılındaki Ozzfest Listesi'ndeki meşhur tuvalet sahnesi teklifiyle 1997 yılında çıkan "Three Dollar Bill, Y'all" albümü, Limp Bizkit'e "Platin Ev'in" (Platinium House) yolunu gösterdi.

Fakat Limp Bizkit, tahtına geçerek yükselişini 1999'da piyasaya çıktığı anda moda olup, Billboard Top 200'de birinciliğe kadar yükselen ve ilk haftasında 634.874, toplamda 6 milyon satan şaheseri "Significant Other" ile gerçekleştirdi.

Yeni albümlerini bir çok aktivite takip etti. "1999 Family Values Tour"'a damgasını vuran Woodstock'99'da Roma ve New York'ta icra edilen "Break Stuff", "Nookie" ve "Rearranged" ile büyük başarı yakaladılar.

Durst, "Nature's Cure" ve "Rent" adlı filmlerin yönetmenliğine talip oldu. Rivers ise 2000 "Orville H. Gibson Guitar Awards"'ta en iyi rock basçısı ödülünü aldı.

Limp Bizkit üyeleri, "Chocolate Starfish"'in üzerinde çalışmalarını sürdürürken aynı zamanda "Görevimiz Tehlike 2"'nin film müziği üzerinde çalışmaya başlayıp, yeni albümlerinde de yer alan "Take A Look Around" ile o yaza damgasını vuran şarkıyı oluşturdular.

"Chocolate Starfish"'in anahtar sözlerinden bazıları; "daha büyük", "daha sert", "daha ağır" ve "daha korkunç" idi.

Otto, "Birçok iyi melodi var ve her bölüm oldukça akılda kalıcı" diyor ve ekliyor: "Bu yeni ve oldukça melodik müziğin içinde birçok değişik tını var. Yalnızca müziği dinleyebilirsiniz fakat vokallerin öne çıkması ve Lee'nin tüm DJ'lik performansını göstermeye başlamasıyla o korkunç, öldürücü (!) seviyeye ulaşıyoruz



Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

11/12/2007 - Linkin Park

Linkin Park, Old-School hip-pop, geleneksel klasik rock ve elektronik müziğin ritmlerini biraraya getirerek alternatif bir sound’la harmanlamıştır,gitarist Brad Delson, vokalist Mike Shinoda’nun okuldayken kurdukları yakın arkadaşlıkla başladı. İkisinin mezuniyetinin hemen ardından sanat öğrencisi ve aynı zamanda DJ Joseph Hahn’le biraraya gelen iki arkadaş Xero adındaki grubu oluşturdular. İlk adı Xero olan grup 1996 senesinde Los Angeles, Kaliforniya’da kuruldu ve 1999 senesine kadar çalışmalarına aynı isim altında devam etti. 1999 senesinde şarkıcı Chester Bennington’un katılmasıyla yenilenen grup bu katılımla birlikte isimlerini de Linkin Park olarak değiştirdi. Bundan çok kısa bir süre sonra grup Los Angeles ve çevresinde hızlı bir şekilde tanınmaya başladı. Zomba müzikten Jeff Blue ise onlarla bir albüm anlaşması yapmak için hazırdı ve böylece 1999 senesinden evvel birçok kez geri çevrilen grup ilk albümlerine milenyumda imza atmış oldular.
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

11/12/2007 - Green Day

green-day-wallp( www.negatif.com )

Green Day, California kökenli punk rock / punk pop tarzı müzik yapan rock topluluğudur. Günümüzde Green Day olarak bilinen grubun ilk adı Sweet Children'ı Rodeo-Kaliforniya'da oluşturan Billie ve Mike, John Sweet High School kafeteryasında ilk tanıştıklarında 10 yaşlarındaydılar. Kuzey Kaliforniya underground punk sounduna sahip bu grup evlerinde Ozzy Osbourne,Def Leppard ve Van Halen dan heavy metal şarkıları çalarak başladılar müzik hayatlarına. Billie ilk şarkısı ''Why Don't Want Him?''i annesi ve üvey babası için yazdığında 14 yaşındaydı.

1987 yılında gruba John Kriftmeyer(Al Sobrante-davul) dahil oldu ve grubun adı Green Day olarak değişti. Sonrasında grup cafelerde çalmaya başladı.

1989 yılında grup bağımsız ilk EP leri '1,000 Hours' u kaydettiler. Bu EP'yi Sweet Children' ve 'Slappy' EP leri izledi. Grubun resmi ilk albümü önceki EP lerinin kombinasyonu olan '1039/Smoothed Out Slappy Hour' yerel bir firma Lookout! Records tarafından 1990 yılında yayınlandı. Sonrasında John Kriftmeyer eğitimi yüzünden gruptan ayrılmaya karar verdi. John'un ayrılması sonrasında gruba Tré Cool(Frank Edwin Wright,III) dahil edildi. Tré ile ilk grubun ikinci albümü 'Kerplunk' ile grup 5 ulusal turne düzenledi.Bu albüm grubun büyük firmalar tarafından tanınmasını sağladı ve Reprise Records ile anlaşmaya bağlandı. Bu firmayla ilk albüm 1994 yılında yayınlanan punk - rock soundlu 'Dookie' idi. Albümden çıkan ilk single 'Longview ile 'Dookie' hit oldu. İkinci single 'Basket Case' ile Amerika Modern Rock listelerinde 5 hafta zirvede kaldı. Yaz sonunda Woodstock'94 şovu albüm satışlarını arttırmaya en büyük etken oldu. Albümün 4.single ı 'When I Come Around' ile grup Amerika Modern Rock listelerinde 7 hafta birinciliğini korudu. Dookie sadece Amerika'da 5 milyondan, uluslararası 10 milyondan fazla sattı. Ve bu albüm 1994 Grammy ödül töreninde 'Best Alternative Music Performance' ödülünün sahibi oldu.

Green Day 1995 sonbaharında 'Insomniac' albümünü yayınladı.Modern Rock listelerinde 'J.A.R' şarkısıyla birinci sırada olmayı bildi. Albüm 1996 baharına kadar 2 milyon kopya sattı. 1997 yılında 'Nimrod' albümünü piyasaya sürdüler. Bu albümünde başarısının ardından grup üyeleri kendi ailelerini kurmaya başladı. Ve aileleriyle vakit geçirebilmek için müziğe 2 yıl ara verdiler. 2000 yılında Green Day müzik piyasasına 'Warning' albümüyle geri döndü. Bu albüm grup için farklı bir sounda sahipti. Albüm daha olgun punk içeriyordu ve malesef fanları ve eleştirmenler tarafından fazla tutulmadı. Albümün en büyük hiti 'Minority' idi.

Sonraki 4 yıl birkaç turne ve toplama albümlerle (International Superhits-2001, Shenanigans-2002) geçti. Eylül 2004'te yayınlanan 'American Idiot' albümü Amerika hükümetine ve medyasına bir eleştiri içeriyordu. Bu albüm Dünya Billboard listelerinde 1 numaraya yerleşti. İlk single albümünde adını taşıyan 'American Idiot' parçasının başarısını 'Boulevard Of Broken Dreams' izledi. 'American Idiot' albümü 7 Grammy ödülüne aday gösterildi ve 'Best Rock Album' ödülünü aldı.MTV Video Music Awards'da 7 ödül kazanan grup Kerrang'danda 2 ödül kaptı.


Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

11/12/2007 - Maroon 5

M5_1930x1200_1( www.negatif.com )

Son zamanlarda adından sıklıkla söz ettiren genç bir topluluk Maroon 5... Liseli dört arkadaş; mikrofonda ve gitarda Adam Levine, tuşlu çalgılarda Jesse Carmichael, basta Mickey Madden ve davulda Ryan Dusick 90'lı yılların ikinci yarısını 1995'te Los Angeles'da kurdukları "Kara's Flowers" toplulugu çatısı altında modern rock tarzı müzik yaparak geçirdiler. Bağlı bulundukları Reprise şirketinin etiketiyle çıkan ilk çalışmaları "The Fourth World" özellikle genç müzikseverlerce beğeni kazandı.

1999 yılında Reprise'dan ayrıldılar ve James Valentine'in katılımıyla beşledikleri kadroya -belki de bir telif hakkı sorunu nedeniyle- uygun bir isim takındılar: Maroon 5. Levine ve liseli yol arkadaşları ilerleyen zaman içinde pek çok yerde çalarak tarzlarını oturtma anlamında önemli gelişmeler kaydettiler. Özellikle New York ve Los Angeles çevresinde yerel bir şöhret kazandılar.

Maroon 5, yerel şenlikler ve turnelerde çıktığı gösterilerden birinde bağımsız bir şirket olan Octone Plak'ın dikkatini çekmeyi başardı. Adam Levine önderliğindeki topluluğa bir teklif götürüldü. Maroon 5'in ilk albümü "Songs About Jane" bu teklifin sonrasındaki gelişmelerin bir özeti niteliğinde Ocak 2002'de raflardaki yerini aldı. Sonraki yaza kadar Maroon 5'in hayatında önemli bir değişiklik olmadı.

Popüler bir topluluk olunca eğlence dünyasının hemen her yerinde kendilerine yer bulabiliyorlar. Bunun son örneği de Örümcek Adam 2 filmi olacak. Peter Parker'ın sevgilisi Mary Jane (M.J.) için bir parçanın da Maroon 5'in "Songs About Jane" albümünden seçilmiş olması kimseyi şaşırtmadı tabi. Yapımcıların isteği üzerine albümün en çok tutan çalışması olan "This Love" parçasının Örümcek Adam için yapılan yeni versiyonunun heyecan verici olacağini söylüyor Levine. Günümüzün önemli yapımcılarından Kanye West ile birlikte New York "Hit Factory" stüdyolarında biraraya gelen topluluk üyeleri güzel şeyler ortaya çıkacağından emindi. Netekim ustaca yeniden uyarlanan şarkı beklenen başarıyı elde etti. Örümcek Adam 2'nin film müzikleri arasına girmesiyle ulaştığı dinleyici sayısı kısa sürede katlandı.

O sırada "Harder to Breathe" ve "This Love" 45'likler listesinde önemli başarılar kazanarak İlk 10'da kendine yer edindi. Geçtiğimiz 2004 ayında "Songs About Jane" platin plak kazandı. Üçüncü 45'lik "She Will Be Loved" ise aynı yılın Ağustos ayında müzikseverlerin beğenisine sunuldu. Bu parça da topluluğun iddialı parçalarından. Adam Levine bu konuda çok hassas: "James ile son dokunuşları yapıp şarkıyı bitirdiğimizde kendi kendime 'vay be' dedim. 'Bu harika bir parça olacak. Bunamadıysam, çıldırmadıysam ve hayal görmüyorsam, karşımda şu ana kadar yazdığım en büyük şarkı duruyor.'"

Maroon 5 aynı zamanda çektiği kliplerle de adından söz ettirmeyi başardı. Topluluğun menajeri yaptığı açıklamada gelecekte çekilecek kliplerin de aynı çizgide olacağını, izleyenlere keyif vermeye devam edeceğini söylüyor.


Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

11/12/2007 - Muse

muse-tour-l( www.negatif.com )

Yaşları 20 civarında olan İngiliz üçlü grup Muse, punk ve progressive rock'ı birleştiriyor. Birçok progressive rocker gibi çalışmaları operaya benziyor; sağlam bir altyapı üstüne Matt Bellamy'nin soprano aryalarını dinliyoruz. İlk albümlerinin yapımcılığını Radiohead'in The Bends albümünün de yapımcısı olan John Leckie üstlenmiş fakat Nirvana ve Tom Waits'ten olduğu kadar Jeff Buckley ve Deftones'tan da esinlenen Muse'u Radiohead taklidi olarak nitelendirmek çok acımasız olur...

Güney İngiltere'de küçük bir şehirde Muse grubunu kuran üç delikanlının, bulundukları can sıkıcı, tekdüze ortamdan müzik
yaparak uzaklaşmaktan başka amaçları yoktu başlangıçta... Matthew Bellamy (gitar, vocal), Chris Wolstenholme (bass) and Dominic Howard (drums) çok erken yaşlarda bir araya geldiler ve birlikte müzik yapmaya başladılar...

13 yaşında Gothic Plague adında ilk kayıtlarını yaptılar. Basta Chris, davulda Dominic ve Matthew gitarist ve solist olarak yer aldı; 90'ların hit şarkılarının kendi soundlarıyla coverlarını yaptılar; bu onlara önemli bir başarı getirmedi; Gothic Plague'dan sonra Fixed Penalty, ve ardından Rocket Baby Dolls...

Grup üylerinin söylediklerine göre, bu başarısızlık onları yıldırmadı tam aksine daha da hırslandırdı. Daha seçici davranarak ve daha özenli çalışarak kendi şarkı sözlerini yazmaya, bestelerini yapmaya başladılar ve bir daha asla cover yapmayacaklarına yemin ettiler. Kendi şarkılarını seslendirmeye başladıklarında da her şey bir anda değişmedi, izleyicisiz konserler veriyorlardı...

Müzikte kendi kimliklerini ve tarzlarını arayışları devam etti. Britpop onlara klişe ve tutkusuz geliyordu, (Britpop, 90'ların başından günümüze dek, İngiltere'nin popüler grupları -özellkle alternatif rock grupları- için kullanılan genel bir tanımlama) kendi müziklerinin bu kategoride olmasını istemiyorlardı. Bütün ülke Blur ve Oasis'e kilitlenmişken onlar ilgilerini Atlantik'in öteki yakasına çevirdiler. Günler ve geceler boyu Amerikan alternatif rock gruplarını dinleyip incelerken, dinlemekten asla vazgeçemedikleri iki albüm vardı: Nirvana- Nevermind ve Radiohead- The Bends; bu iki albüm onlara müziğin anlamıyla ilgili net bir fikir veriyordu...

Bu ciddi arayış sonrasında ne yapacaklarına karar verdiklerinde "Muse" adını aldılar ve her şey esas bu noktada başlamış oldu. Müzik artık bi kaçış olmanın ötesinde bir tutku haline gelmişti onlar için... Provalar daha da sıklaştı, özellikle canlı performans fırsatlarını kaçırmamaya çalışıyorlardı, küçük büyük bir çok salonda sahne alıyorlardı. Daha hırçın bir müzik, atom-smashing gitar ve görkemli bir vokal, derin ve bol kelime oyunlu şarkı sözleri... Bütün bunlar Muse'u kendi tarzına ulaştırmıştı. İlk iki single Muse (1997) ve Muscle Museum(1998) ilk önemli başarıları oldu. insanlar bu dinledikleri şey her neyse, gerçekten hoşlanıyorlardı... Bu iki single'ın yanına canlı performaslarını da ekleyerek "Dangerous Records" adında bir bantta birleştirdiler. Giderek merak uyandırıyorlardı ve basınının kendilerine olan ilgisi artmıştı; New York'taki CMJ festivaline davet edildiler, Mercury Lounge'daki olağanüstü şovlarından sonra Amerika'da da ilgi uyandıran bir grup haline geldiler... Bundan bir yıl sonra Maverick Records'la antlaştılar ve ilk albümleri Showbiz'i Eylül 1999'da çıkardılar.

Showbiz New Musical Express dergisinde haftanın albümü seçildiğinde şöyle bir başlık atılmıştı : "Muse'a bakın, bu kadar genç insanların nasıl olup da böyle iç acıtan şarkılar yapabildiklerini merak edeceksiniz..." ve başlık şu ifadeyle devam ediyordu: "Muse öyle bir müzik yapıyor ki hem rock müzik tutkunlarına hem de duygusal romantiklere hitap ediyor... balo saonunda dans ettiren punk şiirler... gözlerindeki ateşle ve damarlarındaki cesaretle... Bu grup çok büyük olacak..."

Muse'un şarkı sözleri gerçekten, kelimenin tam anlamıyla iç acıtıyordu. "Size tuhaf gelebilir ama bu şarkıların nereden geldiğiyle ilgili olarak hiçbir fikrim yok" diyor Bellamy ve ekliyor, " açıkçası bunların içimden, derinlerde bir yerden çıkığını düşünüyorum ama nasıl olduğunu anlamıyorum, dürüst olmak gerekirse anlamak da istemiyorum; bir gün bunun yanıtını bulursam kaybedeceğimden korkuyorum..."


Müzikle Tanışmaları ve Buluşmaları:

Bu üç yetenekli gencin müziğe başlamalarıyla ve birbirilerini nasıl bulduklarıyla ilgili hikayelerine bakalım şimdi de...

10 sene önce Matthew Bellamy, Chris Wolstenholme ve Dominic Howard'ın aileleri İngiltere'nin güneyinde Teignmouth (Devon) adında küçük bir kentte yerleşmişlerdi. Tipik bir İngiliz sahil kenti olan bu yerde yaşam, eğer yaşınız 13 ile 18 arasındaysa biraz cehennem gibidir.

Gitarist ve vokalist Matthew Bellamy Cambridge'te doğdu ve 10 yaşında Devon'a geldi. "O zamanlar evde sorun yoktu, orta sınıf bir aileydik, 14 yaşıma kadar paramız vardı. O zamana kadar isteyebileceğim her şeye sahip olduğumu düşünürdüm. Sonra her şey birdenbire değişti; annemle babam boşandı, büyükannemin yanında yaşamaya başladım ve artık eskisi kadar paramız yoktu. 14 yaşıma kadar müzik hayatımın bir parçasıydı, daha doğrusu ailemizin bir parçasıydı; babam müzisyendi, albümleri vardı, vs. Ben büyükannemle yaşamaya başladığımda müziğe ilgim arttı; belki de buna ihtiyacım vardı...." Bellamy, Devon'da geçirdikleri çocukluklarını şöyle anlatıyor: "Size hiçbir şey sunmayan, sıkıcı bir yer... Sadece yazları Londra'dan tatil için gelenlerle biraz hayat bulan; yaz sonunda dönerlerken tekrar eski cansızlığına dönen bir yer... İşte tam o zaman kendimizi bir mahkum gibi hissederdik; herkes kendini oyalayacak bir şeyler bulmaya çalışırdı, bu da genellikle müzik olurdu. Müzik bir kaçıştı, birbirimize enstrüman çalmayı öğretirdik..."

Dominic Howard da Matthew Bellamy gibi Devon'a hemen hemen 8 yaşlarındayken gelmiş. "Fakat Matthew'le farkımız, benim ailemde müzikle ilgilenen birinin olmamasıydı. Ablam güzel sanatlarda okudu, belki bunun etkileri olmuştur üzerimde ama müzikle bir alakası yoktur sanırım. Açıkçası küçükken müzik benim için televizyonda duyduğum bir şeydi; en azından liseye gidene kadar öyleydi. Lisede çok iyi bir jaz grubu vardı ve o sayede müzikle ilgilenmeye başladım..."

Chris Wolstenholme, Yorkshire'da doğmuş ama annesi Devon'lu ve 11 yaşına geldiğinde bütün aile Devon'a yerleşmiş. "Ailemde hiç müzisyen yok, ama annem iyi bir müzik dinleyicisiydi, eve sürekli olarak yeni çıkan albümler alınırdı" diyor..

Matthew buluşma hikayelerini şu şekilde anlatıyor: "12-13 yaşlarındaydık. Ben önce Chris'le tanıştım. Okulda çok sayıda grup vardı. Hemen hemen her öğrencinin bir grubu vardı. Ben de bu gruplardan birinde piyano çalıyordum, Chris başka bir gruptaydı ama tanışıyorduk. Dominic populer bir gruptaydı, herkes o grupta olmak isterdi. İşte bu yüzden gitar çalmaya başladım; daha iyi bir grupta olmayı hakediyorum diye düşünüyordum (kahkahalar). Daha sonra gruplarına yeni bir gitarist gerektiğinde şansımı denemek istedim ve Dominic'le arkadaşlık kurduk. Sonraki iki yıl bir sürü sorun yaşadık, gruba yeni üyeler geliyor ve kısa süre sonra gidiyorlardı. Sadece Dominic ve ben sabittik. Sanırım bunun sorumlusu benim! (kahkahalar) Herneyse, o sıralarda beste yapmaya başladım. Fakat bir basçıya ihtiyacımız vardı. Dediğim gibi Chris'i tanıyordum ama o zamanlar Chris davul çalıyordu. Onun yetenekli ve ciddi bir adam olduğunu düşünüyordum, bu yüzden ona bas çalmasını teklif ettim; o da kabul etti. Hiç şüphesiz biz eğlence olsun diye müzik yapıyorduk. 18-19 yaşlarına geldiğimizde iş ciddileşti. O zaman üniversiteye gidecek miydik gitmeyecek miydik, karar vermek zorundaydık. Arkadaşlarımızın çoğu müziği bırakmış, kendilerini derslerine vermişlerdi ve geleceklerini düşünüyorlardı. Biz artık okulla ilgilenmediğimizi anladık; istediğimiz şey gruba devam etmekti; para kazanmak için ufak tefek işlerde çalışmayı göze almıştık. Bu kararı almak çok kolay olmadı ama şimdi düşünüyorum da, her halükarda okuldan zaten nefret ediyordum..."


Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Son Yazılarım

Limp Bizkit
Linkin Park
Green Day
Maroon 5
Muse


Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
e-posta
Metal Fire
RockDream

Kategoriler

Arkadaşlarım

hardrockman
shenshakrockk
erkancanfunclub
plnlp
Free Image Hosting at www.ImageShack.us
GET YOUR OWN LYRICSBOX
SLIPKNOT lyrics

Radyo

Videolar












Anket

En Çok Kimi Dinlersiniz?
Slipknot
Korn
Linkin Park
Evenescence
Papa Roach
12 Stones
HIM
Breaking Benjamin




You've been marked on my visitor map!
free hit counter
Image Hosted by ImageShack.us

Kardeş Blog

Kilo Vermek-Zayıflama-kadın